26 Mart 2010 Cuma

Mine Vaganti


Ferzan Özpetek sizin için ne ifade eder bilmiyorum ama sanırım benim sevmediğim herhangi bir "Özpetek" imzalı film yok. Son filmi de beni o kadar fethetti ki, izledikten sonra etkisinden kurtulmama imkan yok. Sevgi, sadakat, hoşgörü, bağlılık, sıcaklık, özlem.. zaten bilirsiniz onun vurgulamak istediği temel değerlerdir. İşte bu filmde de yine klasik bir Ferzan sofrası kurulmuş, şaraplar içilirken itiraflar, can alıcı sohbetler yapılmakta. Kalp krizi geçiren babamı istersiniz, gay kardeşler mi, azgın alkolik hala mı ararsınız yoksa hoşgörülü anneanne mi. Yine bütün karmaşanın içinde, alıkonamayan aşklar, bütün aykırılıklarıyla, can yaksa dahi yaşanmaya çalışılıyor. Kafalardaki önyargılar az da olsa aralanıyor. Sıcacık bir aile sizi de içine alıyor bütün absürdlüklerine rağmen. Sevgili yönetmen, o kadar yakın görüyor ki seyircisini onu da senaryonun bir parçası yapmayı başarıyor ve her bir karakterin sıkıntısını ya da sevincini siz de içinizde hissedebiliyorsunuz. Zaten müzik seçimleri o kadar güzel ki her coşku, canlılıkla dile dökülmüş. Artık ordakiler de sizin kardeşiniz, sevgiliniz ya da anneniz. Bugün kendimi samimi bir İtalyan ailesinin evine konuk olmuş gibi hissettim. Onların gözünden gördüm bütün absürdlükleri.
Son sahne ise vurgusunu, hayal gücünü o kadar rehavetle aktarıyor ki size, büyülenmemek elde değil. Sezen Aksu'nun sesi nasıl da yakışmıs o küçük İtalyan kasabasındaki sahneye, sanki o insancıklar için yazılmış gibi. Artık bir Ferzan Özpetek masası hepimiz için kült oldu. Hangimiz sevmeyiz ki o sıcak masa sohbetlerini, birkaç kadeh şaraptan sonra yapılan muzip itirafları, sevdiklerimizle aynı sofrayı paylaşmayı. Kısacası ben onun yarattığı hayatların, en istekli gözlemcisiyim, izlemek isteyenlere de iyi seyirler dilerim. Bence siz de en yakın zamanda onun samimi dünyasına bir göz atın.

Fragmana bir tık deyin isterseniz:)

http://www.dailymotion.com/video/xcl1lf_serseri-may%C4%B1nlar-mine-vaganti-fragm_shortfilms

2 yorum:

Cadızeyn dedi ki...

Benim detaylandırmadığım kısımlara da değinmişsin, aynı fikirlere sahip olduğumu söylememe gerek bile yok:) Kuralım öyle bir sofra, masada peynir,üzüm,domates olsun, hava hafif güneşli, (çok sıcak değil ama, malum sevmiyorum) kafalar işten-güçten arınmış olsun, kuşlar ötsün, bir de köpecik gezinsin yerde, kimsenin de telaşı olmasın, gülüp eğlenelim, itiraflarda bulunalım:) neler diyorum ya, güya filmi yorumluyorduk:) öperim canım

oceania dedi ki...

haha aynen şeker biz de yaşayalım böyle bir gun:))) ben de operim seni cok


Lütfen bu sitedeki görselleri ve yazıları izinsiz kullanmayınız..