27 Aralık 2009 Pazar

iç içe

Salvador Dali

21 Aralık 2009 Pazartesi

kısmen gariplik

Şuanda donnie darko'nun soundtracki "killing moon" çalıyor. Bir şarkı bu kadar güzel ve dokunaklı nasıl olabilir. Zaten filmin ben de çok özel bir yeri var, beni benden alıyor demek çok doğru olur bu şarkı için. Keşke ben de bu şarkının yarattığı hayal dünyasının içinde yer alabilsem..Bazen bizi mutlu eden o sevimli hayallerimiz, bizi öyle noktalara getiriyor ki kurtulması imkansız olabiliyor..

Ah gerçek dünya ne diyeyim ki ben sana???

12 Aralık 2009 Cumartesi

illusion or reality

Merhabalar uzun zaman sonra yeniden,

Ben mi cok ara verdim, yoksa zaman mı bende bazı aralıklar yarattı ve yordu bilemedim..Neyse en azından burada olabilecek gücü topladım. 2009 beni cok yordu, bazen o kadar soluksuz kaldım ki, kurtulmak icin her yolu denedim. Basarısızlıklar iyiye mi işaret onu bilemiyorum ama artık değişik bir ben çıkmalı ortaya onda hemfikiriz içimdeki sesle. Artık saygım olmalı icimdekine, ezmemeli, yormamalı, değer vermeli belki de..En azından kendim sevmeliyim kendimi..Cok uzun zaman alır mı ya da cok zor mudur bu bilemiyorum ama kendime güvenimi yeniden edinmeliyim..24 yıllık kendimi, daha yeni ve sağlıklı biri yapmalıyım ki bir 24 sene daha gorebilsin bu bünye..Aksi takdirde yaşamdaki hiç bir seyin tadına varamayacak kadar sıradanlaşabilirim.

Hislerimi açığa vurmalı, hayatıma hangi yönden devam edeceğimi seçmeliyim. Geride bıraktıklarıma da çok üzülmemeli ya da onları bırakmazsam beraberce mutlu olmayı denemeliyim. Ben bunları yapabilirim değil mi, en azından şimdilik güveniyorum kendime, yaparım değil mi?? İçimden cılız bir ses bana güç veriyor, hepsi olacak merak etme diyor. Bu sefer güçlü ol, göz yaşların akabilir ama sen pes etme..Başlarda acı çekersin, yorulursun ama toparlayabilirsin. Yanında seni bırakmayanlar da belki destek verir, vermeseler bile bu sefer kendi kendine yetmeyi öğreneceksin...

Some dreams need to be realized but somehow you can pass through the other side without them!!! JUST WAIT...

9 Mart 2009 Pazartesi

lakin

uykusuzum, hiç uyumadım, uyuyamıyorum..gözlerim çok şiş suratım cok beyaz, insan içine cıkıcak halim kalmadı. Sadece kaçmak istiyorum sahte olan herşeyden ve değer denen yargıdan..Bilinçaltı ne berbat birşey, sen sussan, karar versen düşünmemeye unutmaya, yine de azılı düşman bilinçaltı..Hatırlatır, hatırlatır, hatta kafanda ziller çaldırır, için kopucak gibi hissedersin..miden bulanır, ağlamaktan nefes alamazsın, o anda bilinçaltından kurtulmak için fiziksel acı yaratırsın..elini sıkarsın, kendini yaralarsın ki ilgi başka yöne dağılsın..Hepimiz deliyiz, içimizde tek başımıza yaşamıyoruz ve yaşayamayızda..çevrenin yarattığı senler, senin idealleştirdiğin senler, kendiliğinden uygunsuzca çıkan senlerle bütünlük kurulamayınca kontak kopar ve ondan sonra tetikleyiciler vasıtasıyla kataliz etkisiyle beyin de bilinçaltı da artık kendi ürünlerini koyar ortaya..senden başka birçok sen çıkar meydana. Savaşmak zordur, anlatmak daha zordur, bu şekilde bu dünyada yer almak daha da zordur. Sormayın nedenini ben bunları neden dert ederim, neden kuruntuluyum veya neden aklım bunları illaki tekrarlar kurcalar, mutsuzluk, huysuzluk yaratır. Sadece ben değilim bunları yapan, çoğumuz yapar ama farkındalık bazen baskısını ağırca hissettirir böylece odak noktanız şaşar. Yaşamak ana amaç değil, acı çekmenin vasıtası haline dönüşür..Sen misin Franz Kafka okuyan, sen misin Freud'un acısını içinde hissetmek isteyen..Hayır hayır anlamaya çalışma onları, derinlik boğar..sen de gündelikçi ol, sadece kaybolmayı seç ki mutlu olasın..yanındakikeri fazla sorgulama, kazık atanı önemseme, kelimeleri seçme yargısızca kullan! Aklını ise; soldaki loblarla hiç biraraya getirme..Var ol sadece var ol, sebep arama yoksa sana yine aynı yol..sana yine uyku yok, yemek yok, enerji yok bir de en promosyonlusundan göz yaşı var..Hadi keyfinize bakın insancıklar, ben sizin yerinize var olmaktan vazgeçerim..

8 Şubat 2008 Cuma

sıkıldım sanırım:((

I am on the outside
I am lookin in
I can see through you
See your true colours
Cause inside you're ugly
You're ugly like me
I can see through you
See to the real you

Staind-outside

13 Ocak 2008 Pazar

geçip giden zaman mı olsun yoksa..


Daha şimdi camdan baktım. Güneşli bir kış gününün verdiği mutlulukla, insanlar dışarda yürüyüş yapıyorlar, alışverişini yapan, kuaförden dönen, annesiyle hoplaya zıplaya parka giden çocuklar gördüm pencerenin ardında, ha bir de bugün gökyüzü inanılmaz mavi. İstanbul'un uzun zamandan beri göremediği bir biçimde cam gibi parlayan huzurlu bir mavi yayılmış üstümüze. Bütün bunlara bakarken ne mi düşündüm; İstanbul'da ben hangi rengi kendime yakın buluyordum, o sırada çatıda duran bir martı belkide benim onu izlediğimden habersiz, adının geçtiği bir yazıda baş kahraman olmaya adaydı, evet ben onu bugün kendi yazıma kahraman seçiyorum. Etrafı izleyişindeki vakurluğu, umutsuzluğumu azaltan enerjisiyle ben bugün beyazı yani yeniliği, cesareti ve huzuru barındıran, martıdan ilham aldığım eşsiz rengi seçiyorum..sevgili martı umarım ne zaman sıkışsam seni bir çatının üstünde veya yakınlarımda süzülürken görürüm, yakınımda olman dileğiyle..geçen zaman olsun...

Gece gece gereksiz yazı


Zamansızlığa inananların buluştuğu geçitte bana yer var mı diye soran masum yüzlü, ince elli kıza verilecek yanıt, çoğumuzun içinde bulunan umutları öldüren cinsten vahşi bir içgüdüyle verilmemeliydi. Vücudu gibi ince olan ruhuna yakışır bir biçimde, geleceğe dair umutlarını dirilten, izlerini incitmeye kıyamadığı hatıralarını bir bir kutulara doldurup üstlerine melek tozları serpen periler eşliğinde seslenilmeliydi.

Hepimizin içinde belirsizlik yaratan sözleri, biçimleri o herkesten farklı yorumluyor, bu yüzden de kendine renklerin birbirine hızla dönüştüğü, hayalsi ama bir yandan da doğamız gereği kabullenemeyeceğimiz gerçeklerle dolu bir dünya yaratıyordu. O esnada narin yüzündeki kıvrımlarda eşsiz bir cesaretin işaretlerinin olduğunu kimse yadsıyamazdı...

Lütfen bu sitedeki görselleri ve yazıları izinsiz kullanmayınız..